SEMA HALİLOĞLU, AFİTAP İÇAĞASIOĞLU, AYŞE ÇARLIOĞLU, NİHAL IŞIK
Yeni Tıp Dergisi - 2013;30(3):148-151
Amaç: Kronik bel ağrılı hastalarda nöropatik ağrı sıklı- ğını, ilişkili özellikleri, depresyon ve fiziksel disabilite ile ilişkisini belirlemek. Materyal ve Metot: Çalışmaya Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Polikliniği’ne başvuran 108 kronik bel ağrılı hasta alındı. Hastalar sosyodemografik özellikleri içeren bir form cevapland ırdı. Nöropatik ağrı, depresyon, fiziksel disabilite değerlendirilmesi için sırasıyla Neuropathic pain diagnostic questionnaire (DN4), Beck Depression Envanteri (BDE) ve Roland-Morris Disabilite (RMD) soru formları kullan ıldı. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 44,46±13,94 idi. Hastaların 42’sinde (%38,9) nöropatik ağrı komponenti mevcuttu. Nöropatik ağrı ile vücut-kitle indexi (VKİ) arasında pozitif korelasyon saptandı (p=0,013; r=0,237). Kadınlarda nöropatik ağrı komponenti varlığı erkeklere oranla istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksekti (p=0,003). Fiziksel disabilite arttıkça nöropatik ağrı varlığının da arttığı tespit edildi (p=0,001). Depresyon ile nöropatik ağrı arasında da pozitif korelasyon mevcuttu (p=0,001; r=0,398). Kadınlardaki depresyon oranı erkeklere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksekti (p=0,007). Fiziksel disabilite ve depresyon arasında da pozitif ilişki mevcuttu (p=0,001). Sonuçlar: Bel ağrılarının akut döneminde daha çok nosiseseptif ağrı hakimdir. Fakat ilerleyen dönemde özellikle nosiseptif ağrının kontrolü yeterince sağlanamazsa ağrı kronikleşebilir ve nöropatik ağrı komponenti baskın hale gelebilir. Kronik bel ağrısına yaklaşımda nöropatik ağrı komponentinin de göz önünde bulundurulmas ı tedavide başarıyı arttıracaktır.